İçeriğe geç

Ne zaman yoklama alınmayacak 2024 ?

Ne Zaman Yoklama Alınmayacak 2024? Bir Felsefi İnceleme

Bir sabah uyanırsınız. Günün ilk ışıkları, pencereden içeri süzüldü, kahvenizi hazırladınız ve derin bir nefes aldınız. İçinizde garip bir huzur var. Ne bir telaş, ne de bir endişe. Sadece bir an durup düşünürsünüz: “Yoklama alındığında, acaba kim olduğumu gösteriyorum?” Ya da belki, “Yoklama alınmayacak bir gün geldiğinde, bir öğrencinin rolünden ne farkım olacak?” Belki de yoklama, varlığın anlamını sorgulamak için bir metafor haline gelir. “Ne zaman yoklama alınmayacak 2024?” Bu, basit bir takvim sorusu olmaktan çok, toplumsal varlık, kimlik ve özgürlük üzerine derin bir sorgulamaya dönüşür. Bu yazı, bu soruyu ontolojik, epistemolojik ve etik açıdan ele almayı hedefliyor.
Ontoloji: Yoklama ve Varlık Üzerine Bir Sorgulama

Ontoloji, varlık felsefesidir. Varlık nedir? Bir şeyin gerçekliği nasıl tanımlanır? Bu sorulara yanıt ararken, “ne zaman yoklama alınmayacak” sorusu da farklı bir düzleme taşınır. Yoklama, bir varlığın varlığına dair bir işaret midir? Yoklama alındığında biz, okulda bir “öğrenci” olarak varlık gösteriyoruz. Ancak yoklama alınmadığında, bu öğrenci kimliği ortadan mı kalkar? Yani, biz sadece yoklama listesinde yer alan varlıklara mı dönüşürüz?

Felsefi açıdan bakıldığında, bu soru varlık ve kimlik arasındaki ilişkiyi de sorgular. Hegel, kimlik ve varlık arasındaki ilişkiyi “özne-nesne” diyalektiği üzerinden açıklamıştır. Hegel’e göre, bir varlık, ancak başka bir varlıkla karşılaştığında kendini tanıyabilir. Bu durumda, yoklama bir tür karşılaşma anıdır; kimliğimizi, varlığımızı tanımlar. Ama yoklama alınmadığında, kimlikten ne kalır? Sadece bir varlık olarak mı kalırız, yoksa “öğrenci” kimliği dışında bir anlam mı taşırız?

Günümüzde, teknolojinin gelişimiyle birlikte okullarda artık yoklama sistemleri dijitalleşti. Bir QR kodu taradığınızda, “var” sayılıyorsunuz. Ama bu fiziksel yoklama alınmadığında, öğretmen veya sistem, bir kimlik karşısında durup, varlığınızı “onaylamaz” ise, bu sizin ontolojik varlığınız üzerinde ne tür etkiler yaratır? Zira bu, sadece bir yoklama sorusu değil, bireyin değerinin nasıl algılandığına dair bir felsefi çıkmazdır.
Epistemoloji: Bilgi ve Yoklama Üzerine Düşünceler

Epistemoloji, bilgi kuramıdır; neyi, nasıl biliyoruz? “Ne zaman yoklama alınmayacak?” sorusu, bilgiye erişim ve bunun doğruluğu ile doğrudan ilişkilidir. Bilgiyi elde etmek ve doğrulamak, bir öğrencinin yalnızca fiziksel varlığını bilmekle sınırlı kalmaz, aynı zamanda onun öğrenme sürecine dair daha derin bir anlayış gerektirir.

Yoklama almak, öğretmenin öğrenciyi gördüğü, varlığını tanıdığı ve kaydettirdiği bir eylemdir. Bu, bilginin bir tür izlenmesi veya kayda alınmasıdır. Ancak dijital çağda, yoklama sistemleri artık daha soğuk ve mesafeli hale gelmişken, bu durum bilgiye nasıl yaklaşmamız gerektiğini değiştiriyor. İnsanlar dijital platformlar üzerinden varlıklarını gösteriyorlar, ama bu varlık bilgisi ne kadar gerçektir?

Michel Foucault, bilgi ve iktidar arasındaki ilişkiyi incelemiş ve bilgiyi sadece bir kontrol aracı olarak görmüştür. Bu bağlamda, yoklama, bir öğrencinin varlığının sisteme entegre edilmesinin ötesinde, aynı zamanda onun kimlik ve bilgi üzerindeki denetimi de belirler. Bilgiyi elde etme süreci, yalnızca fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda dijital bir izleme süreci de anlamına gelir. Burada epistemolojik bir sorun doğar: Öğrencinin varlığı ve bilgisi, sistemin ona biçtiği rol tarafından mı tanımlanır, yoksa öğrenci kendi kimliğini bu sistem dışında da kurar mı?

Günümüzde, pandemi nedeniyle çevrimiçi eğitim ve dijital yoklamalarla karşılaştık. Bu, bilginin dijital ortamda nasıl doğrulandığına dair yeni epistemolojik soruları gündeme getirdi. Peki, gerçek bir varlık olmanın, öğretmen tarafından fiziksel olarak “görülmenin” dışında, dijital bir ortamda kimlik kazanmanın anlamı nedir? Dijital bilgi ve izleme, insanın varlığını ne kadar tanıyabilir?
Etik: Yoklama Alınmadığında Kimlik ve Özgürlük

Etik, doğru ve yanlış arasındaki ayrımı yapmayı hedefler. Öğrencinin varlığı, kimliği ve özgürlüğü, etik açıdan oldukça tartışmalıdır. Yoklama almak, toplumsal düzenin bir parçasıdır ve öğrenciyi belirli bir şekilde kontrol eder. Ancak, “ne zaman yoklama alınmayacak?” sorusu, bir bireyin özgürlüğüne dair önemli etik sorunları gündeme getirir.

Eğer yoklama alınmayacaksa, bu öğrencilerin özgürlüğünü tanımak anlamına gelir mi? Yoklama almak, öğrenciyi bir tür disipline sokarken, yoklama alınmaması, öğrencinin kişisel sorumluluğuna ve özgürlüğüne bir işaret olabilir mi? Ancak, bu özgürlük de bir sınıra sahiptir. Çünkü eğitim sistemi, belirli normlara ve düzenlere göre çalışır. Öğrencilerin kimlikleri, eğitim sürecinin bir parçası olarak biçimlenir. Yoklama almak, sistemin bu düzeni sağlama çabasıdır.

Zygmunt Bauman, modern dünyada bireyin kimlik ve özgürlüğü üzerine yaptığı çalışmalarda, toplumsal yapıların birey üzerinde nasıl bir baskı oluşturduğunu incelemiştir. Birey, yoklama alındığında, toplumsal bir yapının parçası olarak kabul edilir. Ama bu yapının dışında olmak, insanın kendi kimliğini özgürce inşa etme hakkını doğurur mu? Yoklama alınmayan bir ortam, bireylerin bu tür bir kimlik inşasına olanak tanıyabilir mi?
Sonuç: Yoklama ve İnsanlık Üzerine Son Düşünceler

“Ne zaman yoklama alınmayacak 2024?” sorusu, sadece bir okul sorusu olmaktan çok daha fazlasıdır. Bu soru, ontolojik, epistemolojik ve etik açılardan insanın toplumsal varlığı, özgürlüğü ve kimliği üzerine derin düşünceler açmaktadır. Yoklama, bir kimlik ve bilgiyi denetleme aracıdır, ama aynı zamanda insanın özgürlüğünü ve varlığını sorgulayan bir noktadır.

Sonuçta, yoklama alındığında, kim olduğumuzu tanımlarız; ama yoklama alınmadığında, kim olduğumuzu bir kez daha sorgularız. Belki de asıl soru şudur: Kim olduğumuzu tanımlayan sadece bir yoklama mı olmalıdır, yoksa biz, her zaman, kendi kimliğimizi kendimiz mi inşa ederiz?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betxper yeni girişilbetgir.netbetexper