Ortaklıktan Çıkmak İçin Ne Yapmalı?
Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi kavramlar, modern yaşamın en önemli unsurlarından biri haline geldi. Ancak bu kavramların günlük hayatta ne kadar etkili olduğu, bazen bizzat deneyimlediğimiz, bazen ise sokaklarda, toplu taşımada ya da işyerlerinde gördüğümüz sahnelerle kendini gösteriyor. Birçok kişi, farklı grupların ve bireylerin toplumsal yaşamda nasıl daha eşit haklar edinebileceğini, bunun için hangi adımları atması gerektiğini sorguluyor. Bu yazıda, “Ortaklıktan çıkmak için ne yapmalı?” sorusunu, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından inceleyeceğiz. Aynı zamanda, bu sorunun farklı gruplar üzerinde nasıl etkiler yarattığını ve bunların hayatımıza nasıl yansıdığını günlük gözlemlerimle anlatacağım.
Ortaklıklar ve Adaletin Eşitsiz Dağılımı
İstanbul’da yaşayan bir genç olarak, çeşitli topluluklar ve bireyler arasındaki ilişkiyi gözlemlemek oldukça öğretici oluyor. Bir kafede arkadaşlarım ile sohbet ederken, toplumda herkesin eşit fırsatlara sahip olduğunu düşünen bir arkadaşım, ‘Ortaklıktan çıkmak için ne yapmalı?’ sorusunun aslında derin bir eşitsizlik ve adalet meselesi olduğunu fark etmiyor. Toplumun büyük çoğunluğu için “ortaklık” kavramı, sadece ticari ya da profesyonel ilişkilerle sınırlı değil, aynı zamanda sosyal aidiyet ve güç ilişkilerini de içeriyor.
Örneğin, sokakta gördüğüm kadınlar, cinsiyetlerinden dolayı yaşadıkları toplumsal baskıları aşmak için ne yapmaları gerektiğini sorguluyorlar. Kadınların, erkeklerle eşit haklar arayarak kendilerini toplumda daha güçlü bir konumda görmek istemeleri, cinsiyet eşitliğini savunmaları gerektiği anlamına geliyor. Ancak, cinsiyet rollerinin nasıl şekillendiği ve toplumun her bireyini eşit görmemesi, kadınların “ortaklık” alanından çıkmak için attığı adımları karmaşıklaştırıyor. Toplumda kadın olmak, ya da etnik kökeni farklı olmak, bir grup insan için aslında sistemin dışına itilmişlik anlamına gelebiliyor.
Farklı Grubların Ortaklıktan Çıkma Yolları
Bir gün toplu taşımada, çok rahat bir şekilde karşılaştığım bir genç kadının, başını örtüyle kapattığı için çevresindeki insanlar tarafından dışlanmış olduğunu duyuyorum. Ya da bir başka gün, metrobüste yanı başımda duran bir adamın, cinsiyetinden dolayı sürekli olarak küçümsendiğini gözlemliyorum. Bu durumlar, bana toplumsal yapının ne kadar katı ve etnik ya da cinsiyet temelli ortaklıklar için ne kadar sınırlayıcı olabildiğini hatırlatıyor.
Ortaklıktan çıkmak için ne yapılması gerektiği sorusunun cevabı, aslında herkesin içinde bulunduğu toplumsal yapının özelliklerine bağlı olarak değişiyor. Cinsiyet kimliği, etnik köken, fiziksel engel durumu ya da sosyal sınıf farkları, bir kişinin ortaklıklarındaki pozisyonunu etkileyebiliyor. Toplumun belirlediği normlar, belirli bir grup insanın daha rahat bir yaşam sürmesini sağlarken, diğerlerinin dışlanmasına ve engellenmesine neden olabiliyor.
Kadınlar için, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak adına pek çok adım atılabilir. Örneğin, işyerlerinde kadınların eşit maaş alması, karar mekanizmalarında daha fazla yer alması ve şiddet gibi olgulara karşı etkin bir mücadele başlatılması, “ortaklıktan çıkmak” için atılabilecek adımlardır. Fakat bunlar yalnızca teorik adımlar; gerçek anlamda değişim, daha derin bir toplumsal dönüşüm gerektiriyor.
Günlük Hayatta Ortaklıktan Çıkmanın Zorlukları
Sosyal adalet açısından, sokakta, toplu taşımada ya da işyerinde yaşadığımız deneyimler, gerçek eşitliğin zor elde edileceğini bize gösteriyor. Örneğin, iş yerinde bir arkadaşımın, erkek meslektaşlarından daha az maaş alması ve bunun “kadın olmanın getirdiği doğal bir durum” olarak görülmesi, adaletin toplumda nasıl yanlış dağıldığını gösteriyor. Böyle bir ortamda “ortaklıktan çıkmak”, sistemle yüzleşmek ve değiştirmek için cesaret gerektiriyor. Ancak çoğu zaman, bu tür sorunlarla karşılaşan bireyler, toplumun kabul ettiği normlardan sıyrılamayacak kadar sistemin içinde sıkışıp kalıyorlar.
Bir diğer örnek, sokakta engelli bir bireyin yaşadığı zorluklar. Toplumda engellilerin daha fazla görünür olmaması ve onların sosyal hayatın dışında bırakılması, aslında toplumda “ortaklık” anlayışının ne kadar dar bir alanda işlediğini gösteriyor. Engellilerin yalnızca fiziksel olarak değil, aynı zamanda toplumsal yapılar tarafından dışlanması, onları “ortaklıktan çıkmaya” zorlayan bir durum yaratıyor. Engellilere yönelik daha fazla erişilebilirlik ve eşitlik için yapılacaklar, yalnızca bu bireylerin hayatlarını kolaylaştırmakla kalmaz, toplumsal adaletin daha doğru bir şekilde sağlanmasına da katkıda bulunur.
Ortaklıktan Çıkmak İçin Yapılması Gerekenler
Ortaklıktan çıkmak, daha eşit, adil ve kapsayıcı bir toplum inşa etmek için önemli bir adımdır. Toplumun her bireyinin hakkını savunması, her türlü ayrımcılığa karşı durması ve sosyal adaletin sağlanmasına katkıda bulunması gerekir. Ancak bu süreç, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini aşmaktan, farklı grupların dışlanmasının önüne geçmeye kadar pek çok konuda atılması gereken adımları içerir.
Toplumda eşitlik, çeşitlilik ve adaletin sağlanması, toplumdaki herkesin aktif olarak katılımını gerektirir. Bu nedenle, ortaklıktan çıkmak için toplumsal yapıları yeniden şekillendirmeli ve herkesin eşit bir şekilde fırsatlara sahip olmasını sağlamak için mücadele etmeliyiz.